Oracle'dan

“Yeni TTK’ya geçiş sürecinde teknoloji dönüşümü hayati önem taşıyor”

 SMMM ve CPA sertifikalarına sahip olan ve şirket ortağı olarak Deloitte içerisinde kurdukları TTK İş Geliştirme Ekibi’nin yönetimini üstlenen  Ali Çiçekli, konuyla ilgili yaklaşım önerilerini paylaşırken, teknoloji dönüşümünün önemine değiniyor.

“Yeni kanunun 1 Temmuz 2012’de yürürlüğe gireceğini ve 1 Ocak 2013 tarihinden itibaren firmaların finansal raporlama sisteminin UFRS (Uluslararası Finansal Raporlama Standartları) ile uyumlu hale gelmesi gerektiğini göz önüne alırsak, teknolojik altyapı çalışmalarına ve UFRS geçiş sürecine bir an önce başlamalarında büyük fayda var.”

Yeni TTK (Türk Ticaret Kanunu) hakkındaki uzman bilgilerinize geçmeden önce, Deloitte hakkında bize kısaca bilgi verebilir misiniz?

ALİ ÇİÇEKLİ: Deloitte, dünyada  140 ülkede 150 bini aşkın çalışanı ile faaliyet gösteren, profesyonel danışmanlık alanında lider bir kuruluş. Kendi içinde çok farklı disiplinleri bir arada bulunduruyor. Bunların arasında, bağımsız denetim, danışmanlık, kurumsal risk yönetimi, kurumsal finansman ve vergi danışmanlığı hizmetleri yer alıyor. Firmaların yeniden yapılandırılması sürecinde, kendimizi tüm uzmanlık alanlarında hizmet verebilecek bir çözüm ortağı olarak konumluyoruz. Yeni Türk Ticaret Kanunu’na uyum süreçleri de uzmanlık alanlarımız içerisinde sürekli yatırım yaptığımız bir alan ve firmaların Yeni TTK ile uyum sürecinde oluşan ihtiyaçlarını hızlı bir biçimde yönetebiliyoruz.

Yeni TTK hakkında hizmet verirken kendinizi nasıl konumladınız?

ALİ ÇİÇEKLİ: TTK bizim çok önemsediğimiz bir konu. Ülkemizdeki bütün ticaret hayatının yeniden yapılandığı bir sürece giriyoruz. Bu anlamda yeni TTK ile ilgili olan çalışmalarımızı daha sağlıklı biçimde yürütebilmek için kendi içimizde bir TTK İş Geliştirme Ekibi kurduk. Bu ekip firmaların Yeni TTK ile uyum sürecinde bünyelerinde bulundurdukları kaynakları optimum şekilde kullanarak en düşük maliyet ile en yüksek değeri elde edecekleri TTK uyum sürecini yönetmesine yardımcı olacak servisler üretiyor. Ben de bu ekibin liderliğini yürütüyorum.

Yeni TTK kuruluşlar cephesinde nasıl bir dönüşümün habercisi?

ALİ ÇİÇEKLİ: Önümüzdeki dönemde, kurumsal yönetim ilkelerinin bir iş yapış biçimi, bir yönetim felsefesi olarak benimsediği yeni bir iş yapış kültürünün oluşmasını bekliyoruz. Bu nedenle yeni TTK ile uyumlu hale gelmek, sadece birtakım yasal yükümlülükleri yerine getirmek değil, kurumsal yönetim ilkelerinin bütün unsurlarıyla yönetim felsefesine hâkim olması anlamına geliyor. Tüm sermaye şirketlerinin baştan aşağı yeniden yapılanmasını gerektiren bir süreçten bahsediyoruz. Bu noktada teknolojik dönüşüm büyük bir önem taşıyor.

Teknolojik dönüşüm ihtiyacı bu uyum sürecinde nasıl ortaya çıkıyor?

ALİ ÇİÇEKLİ: Yeni TTK ile teknolojinin ayrılmaz bir ikili olduğunu ve  kuruluşların Yeni TTK ile uyum sürecinde yasal yükümlülüklerini yerine getirebilmek için teknolojik altyapı yatırımları yapmasının kaçınılmaz hale geldiğini görüyoruz. Bu noktada, önümüzdeki dönemde başta büyük sermaye şirketleri olmak üzere  tüm Anonim ve Limited Şirketler  yeni TTK ile uyumlu hale gelmeyi sağlayacak, çok önemli altyapı yatırımları yapmak zorundalar.  Yeni TTK, firmalara çok ciddi yükümlülükler getirirken, bir yandan da firmaların daha iyi yönetilmesi anlamında sağlam temeller atabilmek için fırsatlar yaratıyor. Kanun, firmanın yönetim kurulunun devredilemez görevleri arasında üç tane unsurdan bahsediyor. “Muhasebe, finans denetimi, firmanın faaliyetinin gerektirdiği ölçüde finansal planlama sistemini kurulmasını” yönetim kurulunun devredemeyeceği görevleri arasında sayıyor. Muhasebe ile kast edilen, uluslararası finansal raporlama standartlarıyla uyumlu raporlama yapabilecek muhasebe sisteminin kurulması; finans denetimi ile kast edilen bir iç kontrol sisteminin kurulması ve finansal planlamadan kastedilen ise uluslararası finansal raporlama standartlarıyla uyumlu bütçe ve planlama yapılabilmesidir. Bu yükümlülüklerin iş süreçlerini gözden geçirerek gerekli teknoloji altyapı yatırımlarını yapmadan, gerekli organizasyonel yapıları kurmadan karşılanmasının mümkün olmadığını söyleyebiliriz.

Deloitte olarak özellikle UFRS (Uluslararası Finansal Raporlama Standartları) geçişi konusunda çok ciddi tecrübelerimiz var. Türkiye’nin önde gelen birçok şirket ve grubu ile çok önemli UFRS geçiş çalışmaları yaptık. Bu deneyimler ışığında, UFRS’ye  geçişin bugünden yarına çok kısa eğitimlerle gerçekleşemeyeceğini gördük. Çünkü UFRS geçişin kapsamlı analiz edilmesi gereken birçok farklı boyutu var. Bu boyutlardan bir tanesi organizasyonel yapılanma, bir diğeri insan kaynağıdır. Elbette önemli bir konu da eğitim boyutudur. Uluslararası Finansal Raporlama Standartları’na göre finansal tablo üretecek yetkinlikte kişilerin firmaların bünyesinde olması gerekir. Dolayısıyla firmalar kendi kaynaklarını yetiştirerek içerden mi bu dönüşümü sağlayacağına yoksa dışarıdan kaynak alımına mı gideceğine karar vermelidir.

UFRS’ye göre finansal tablo oluşturma, bütçe ve planlama yapma  ve iç kontrol anlamında eğer mevcut sisteminiz bu süreçleri ve fonksiyonları layıkıyla yerine getiremeyecek durumdaysa, bir altyapı yatırımı yapmanız ve sistem kurulumu gerçekleştirmeniz gerekiyor. Sistem kurulumu ayağını gerçekleştirirken, ortak bir muhasebe dili, firma için özel UFRS ile uyumlu muhasebe politikalarını oluşturmanız , bu muhasebe dilini sisteme öğretmeniz gerekiyor. Böylece sistem firmanın süreçlerinin, faaliyet döneminin sonuçlarını gerçek ve anlamlı bir şekilde finansal tablolara akabilmesi mümkün oluyor.

Deneyimlerinize dayanarak, geçiş sürecinin ne kadar zaman aldığını söyleyebilirsiniz?

ALİ ÇİÇEKLİ: Biten projelere baktığımızda, özellikle şirketler toplulukları için geçiş sürecinin minimum altı ayda tamamlandığını biliyoruz. Dolayısıyla yeni kanunun 1 Temmuz 2012’de yürürlüğe gireceğini ve 1 Ocak 2013 tarihinden itibaren firmaların UFRS ile uyumlu defter tutabilecek finansal raporlama sisteminin kurulması gerektiğini göz önüne alırsak, teknolojik altyapı çalışmalarına ve UFRS geçişine bir an önce başlamalarında büyük fayda var.

Teknolojik dönüşümde nasıl bir yol izlemek gerekiyor? Bu konuda siz nasıl bir hizmet veriyorsunuz?

ALİ ÇİÇEKLİ: Muhasebe politikaları oluşturulduktan sonra bunun sisteme öğretilmesi ve firmanın stratejileriyle, iş süreçleriyle uyumlu bir biçimde ihtiyaçları karşılayabilecek bir sistemin çalışır hale getirilmesi gerekiyor. Eğitim ve muhasebe politikalarının oluşturulması ile başlayan bu geçiş süreci  bizim iş ortaklarımıza, müşterilerimize destek olmaya başladığımız nokta. Firmanın operasyonlarıyla uyumlu muhasebe politikalarını sisteme öğretirken ve sistem ihtiyaçlarını belirleyip müşterilerimizi yönlendirirken; gerek sistem seçimi, gerek mevcut sistemin iyileştirilmesi, gerekse sistem içerisindeki süreçlerin ve iç kontrollerin sistem üzerine aktarılması konularında danışmanlık veriyoruz. Hazır konu teknoloji boyutuna gelmişken bir nokta daha var, onun da altını çizmek gerekiyor. Firmaların iç kontrol süreçleri insan müdahalesinden etkilenmeyecek, insan kaynaklı hatalara yol açmayacak biçimde sistemin üzerine aktarılırsa, firma operasyonları daha sağlıklı, daha verimli ve daha güvenilir hale gelecektir. Hayatta kalabilmek ve rekabetçi olabilmek için gerekli teknolojik altyapıları kurmak, kontrolleri sistemin üzerine aktarmak, olabildiğince çok süreci otomatik hale getirmek çok önemli.

Biz Deloitte olarak,  UFRS geçiş projelerinde, muhasebe politikalarının oluşturulması, eğitim,  süreçlerin dizayn edilmesi, iç kontrol sisteminin kurulması ve kontrollerin sisteme aktarılması, gerekli teknolojik altyapı yatırımlarında teknoloji iş ortaklarımızın müşterilerimize yönlendirilmesi gibi konularda hizmet veriyoruz. 

Oracle ile nasıl bir işbirliği içerisindesiniz?

ALİ ÇİÇEKLİ: Oracle teknolojik dönüşüm tarafında iş ortaklarımız arasında çok önemli bir yere sahip. Müşterilerimizin yeni TTK’ya uyum projelerinde Oracle uzmanlarıyla yakından çalışıyoruz. Oracle kullanan firmalarda danışmanlık projeleri gerçekleştiriyoruz. Gerek entegre sistem kurma, gerek firmanın finansal raporlama sürecinden satın alma sürecine, sabit kıymet yönetiminden risk yönetimine kadar paket bir çözüm oluşturma söz konusu olduğunda Oracle çözümleri öne çıkıyor. 

Şu anda şirketler cephesinde Yeni TTK algısı nedir? Onlara neler önerirsiniz?

ALİ ÇİÇEKLİ: Genel olarak firmalar TTK ile ilgili olarak bir şeyler yapmaları gerektiğini biliyorlar ama ne yapmaları,  nereden başlamaları veya ne zaman başlamaları gerektiği konusunda tam olarak bilgi sahibi değiller. Firmaların ilk önce mutlaka bir TTK uyum proje ekibi kurması güçlü bir proje lideri ataması ve şirketin mevcut durumunu analiz etmeleri gerekiyor. Biz hangi noktadayız, yeni TTK ile uyum için neler yapmamız gerekiyor diye mevcutlar ve yapılması gerekenler konusunda bir liste hazırlamaları ve ardından da bir tedavi reçetesi düzenlenmeleri gerekiyor. Bu reçete, uzaktan ateşe bakarak, tansiyon ölçerek çıkarılabilecek bir reçete değil. Hastaya MR çekilmesine ihtiyaç var. Bu MR’ın sonunda çıkarılacak tedavi reçetesinin de ne kadarının firmanın içsel kaynakları ile yapılacağına karar verilmesi gerekiyor. Bu analiz ve yol haritası aşamasından sonra firmaların uygulama aşamasına geçmesinin daha sağlıklı olacağını düşünüyoruz. Bu tip projelerde iyi bir planlama, uygulama aşamasında karşılaşılacak problemlerin minimize edilmesini sağlıyor.