Oracle'dan
Solaris 11 başlı başına bir devrimi işaret ediyor
Oracle Donanım Ürünleri EMEA Satış Danışmanı Serkan Berk, Solaris 11 ve Oracle VM duyurularını müşteriler ve iş ortakları cephelerinden değerlendirirken, sağladıkları kazanımlar hakkında bilgi verdi.
Firmaların IT bütçelerine baktığımızda operasyonel harcamalarının, toplam bütçenin %60’ını oluşturduğunu görüyoruz. Bunun %40’ı ise yatırımlara harcanıyor. Oracle’ın çok temel bir yaklaşımı var. Bu oranların yer değiştirmesini sağlamak.
OpenWorld yıldızlarından biri de Solaris 11 ürün duyurusuydu. Solaris, adının anlamından da yola çıkarsak, “Güneşin Yeniden Doğuşu”nun önemli bir simgesi oldu değil mi?
SERKAN BERK: Evet Serdar Sayar’ın sözünü ettiği bu yeni “güneş”in enerjisini ürettiği merkez olarak düşünebiliriz Solaris 11 işletim sistemini. Lansman yapılırken kullanılan “Bulut İşletim Sistemi (Cloud OS)” tabiri de uzun zamandır beklenen Solaris 11 işletim sisteminin başlı başına bir devrim olduğunun göstergesiydi.
Bildiğiniz gibi, önceki sürüm olan Solaris 10 duyurusu 2005 senesinde yapılmıştı. Birçok kullanıcımız da halen Solaris 10 işletim sisteminin sağladığı esneklikten sonuna kadar faydalanıyor. Kritik iş süreçlerinin bir numarası konumundaki Unix işletim sistemimiz yaklaşık 7 senelik bir geliştirme sürecinin ardından Solaris 11 ile beraber “Bulut Mimari”nin olmazsa olmaz bileşenleri “sanallaştırma, güvenlik, kararlılık ve performans” alanlarında yeni özellikler ile bizleri karşıladı.
Solaris 11 sanallaştırma adına ne gibi farklılıklar getirmekte?
SERKAN BERK: Bulut mimarinin doğası gereği, farklı uygulama ve servisler, eldeki kaynakları paylaşımlı kullanacaktır. Böyle bir alt yapı için donanım ve yazılım katmanlarını en verimli şekilde birbirleri ile bütünleştirmek gerekir. Solaris 11 kendi içerisinde gömülü olan sanallaştırma teknolojisi ile kullanıcılara daha rahat yönetilebilir ortamlar sağlıyor. Oracle Solaris Zones olarak adlandırılan bu teknoloji sayesinde elde edilen kazanımları şöyle sıralayabiliriz:
- Daha eski sürüm işletim sistemlerine ihtiyaç duyan uygulamalar en son duyurulan donanım ve işletim sistemlerinin avantajlarından uygulama katmanında ek geliştirme yatırımı yapılmasına gerek olmadan faydalanabilir.
- İş yüklerindeki değişiklikler nedeni ile gereksinim duyulan kaynak aktarımları dinamik bir şekilde politikalar belirlenerek otomatik olarak gerçekleştirilebilir.
- Tüm sanal sunucular birbirlerinden yalıtımlı bir şekilde diğer sanal sunuculardaki iş yüklerini etkilemeden çalışabilir.
- Veri Merkezindeki ihtiyaçlar doğrultusunda farklı bir fiziksel sunucuya taşınması gereken Oracle Solaris Zones iş sürekliliğinin devamını sağlamak amacıyla kolayca diğer sunucu ortamlarında aktif hale getirilebilir.
- Servislerin kaynakları paylaşımlı kullanımından bahsetmiştim. Aynı network içerisinde servislerin kullanacakları band genişlikleri servis kalitesini doğrudan etkiler. Solaris 11 ile beraber gelen yeni özelliklerin temelinde “Ağ Sanallaştırması” olduğunu söyleyebiliriz.
- Peki nasıl yenilikler kullanıcılarımızı bekliyor...
- Bir fiziksel ağ arayüz kartı (NIC) üzerinde birden fazla sanal ağ arayüz kart (VNIC) oluşturulabilmesi mümkün. Temel yapı blokları kullanılarak “sanal anahtarlar”, “sanal bağlantılar” ve “sanal ağlar” (VLAN) kurulabilir.
- Servis kalitesinin sürekliliği için fiziksel veya sanal sunucularının band genişlikleri kontrol edilebilmekte. İşlemci gücü ve bellek miktarında yapılabildiği gibi IP, Port veya Protokol (ftp, http, vs.) tabanlı olarak da belirli sınırlamalar getirilebilir.
- Load Balancer, firewall, router, bridge gibi ağ ekipmanlarını yazılımsal olarak içermekte. Ağ yapılandırmalarında doğabilecek değişikliklerin hızlı ve kolay bir şekilde hayata geçirilmesi yanında, yüksek bedelli ağ donanımı yatırımlarının da düşürülmesi bu sayede hedeflenebilir.
Ağ ekipmanlarını yazılım katmanında daha az fiziksel sunucuda toplayarak kablolama ve güç harcamalarını da kısıtlamış oluyoruz. Bunun yanında arızalı kablo, hata ile bağlantısı çıkarılmış kablo veya yanlış tanımlama yapılmış fiziksel bir anahtar (switch)’dan dolayı oluşabilecek kesintilerin de önüne geçmiş oluyoruz.
Oracle Solaris 11 ile beraber rahatlıkla tek bir sunucu kutusunun içerisinde Bulut kavramından söz edebiliriz.
Sanallaştırma konusu üzerine sohbet ederken Oracle VM olarak adlandırılan teknolojiden de bize bahseder misiniz?
SERKAN BERK: Oracle VM teknolojisinin temelinde donanım ve yazılım katmanının bütünleşmesi yatmaktadır. Bu çatı altında iki farklı ürünümüz bulunmakta. SPARC mimari sunucular için geliştirilen Oracle VM for SPARC ve Intel mimari için geliştirilen Oracle VM for X86. Her iki ürünün de ortak bir özelliği var. Ücretsiz olarak kurumsal uygulamaların hızlı bir şekilde kurulması ve yönetilmesine olanak sağlaması.
Ürünleri ayrı ayrı inceleyecek olursak Oracle VM for SPARC teknolojisi, T serisi olarak adlandırdığımız sunucular üzerinde çalışıyor. Aslında ürünün yaşı da böylece ortaya çıkmış oluyor. Mart 2006’da ilk duyurulduğunda “Logical Domain” olarak adlandırılmıştı. 5. nesil T4 serisi sunucuların üzerinde 2.1 sürümü ile güncelliğini devam ettirmekte. Oracle VM for SPARC, sunucu ailesinin kendine has özelliklerini kullanmayı iyi bilen bir sanallaştırma teknolojisi. Bütünleşik Sistemler (Engineered Systems) ailesindeki SPARC SuperCluster ürününde de kullanılmakta.
Öne çıkan noktalarını şu şekilde belirtebiliriz:
- 128 adet sanal sunucunun tek bir fiziksel sunucu üzerinde çalıştırılmasını mümkün kılmakta.
- Çalıştığı sisteme getirdiği yük, diğer sanallaştırma teknolojilerine göre çok düşük seviyede.
- Esnek ve güvenli bir şekilde sunucular arası sanal makinalarımızı taşımaya olanak verir.
- Çalışan sanal makinalarda gereksinimlere göre işlemci gücü, bellek miktarı, I/O kaynakları dinamik olarak ayarlanabilir.
- İşlemci gücüne ihtiyaç duyan sanal makinalar arası yük dağılımı otomatik olarak gerçekleştirilir.
- Yüksek oranda kullanılabilirlik (availability) sağlamak adına yedekli ağ ve disk bileşenleri oluşturulabilir.
Oracle VM for X86 teknolojisi ise Intel mimari olan sunucularda kullanılmakta. Aslında iki bileşenden oluşmakta. Oracle VM Server ve Oracle VM Manager. Şu an kullanılmakta olan güncel sürüm 3.0 ile beraber gelinen noktada ne gibi özelliklerin olduğuna bakacak olursak:
- Oracle VM fiziksel sunucularda toplam 160 fiziksel işlemci ve 2 TB bellek miktarına kadar desteklenmektedir. Ayrıca her bir sanal makina icin 128 sanal işlemci gücü tanımlanabilir.
- Çalışan sanal makinalar sunucu havuzu içerisinde belirli politikalara göre otomatik olarak yer değiştirebilirler.
- Gerçek zamanlı olarak Oracle VM Server yük durumu kontrol edilerek havuz içerisinde yük dengesini sağlamak adına sanal makinalara boş kaynakların kullanımı sağlandırılır.
- Oracle VM Server havuzundaki sunucular düşük yük durumlarında güç tüketimini azaltmak adına kapatılır ve gerektiğinde sistem tarafından otomatik olarak açılır.
- Oracle VM Storage Plug-in’i sayesinde Oracle VM Manager tarafından hızlı ve kolay bir şekilde disk yönetimi sağlanır.
- Oracle VM Manager aracılığı ile merkezi bir şekilde Oracle VM Server mantıksal ağ ayarları gerçekleştirilebilir.
- Yeni sanal makinaların oluşturulmasında Oracle tarafından hazırlanan imajlar operasyonel süreçleri ciddi bir şekilde kısalttığı gibi hata yapılması olasılığını da en düşük seviyelere indirir.
Son olarak belki de en önemlisi; Oracle VM ürün ailesi, Oracle yazılım ürünlerinin desteklendiği ve sertifikasyonunun olduğu tek sunucu sanallaştırma teknolojisi konumunda.
Sanallaştırmanın bu kadar yoğun kullanıldığı günümüzde güvenlik konusunda Solaris 11’in getirdiği ne gibi tedbirler söz konusu?
SERKAN BERK: Güvenlik konusu Solaris’in yıllardan beridir önceliklerinden biri olmuştur. Bu nedenle de bir çok ülkede askeri kurumların üst seviye güvenlik gerektiren birimlerinde kullanılıyor. Solaris 11 ile kullanıcılara ve uygulamalara işlerini yapabilmeleri için gerekli haklardan daha fazlası tanımlanmayarak kesin bir güvenlik barikatı kuruluyor. Özellikle uygulama katmanında herhangi bir değişiklik gerektirmeden bu güvenlik avantajının sağlanması Solaris 11’in diğer çözümlerden farklılaştığı bir nokta olarak ön plana çıkıyor.
Kullanıcılar, uygulamalarını veya servislerini bulut mimari içerisine taşıdıklarında kendilerini yerel bilgisayar ortamlarında çalıştıkları rahatlıkta bulmak isterler. Yine aynı zamanda bu sanal ortamlarda var olan tüm kullanıcılar da diğer kullanıcılarının kendileri için bir güvenlik açığı oluşturarak sistemlerini etkilememesini isterler. Herkesin mutluluğunu sağlayabilmek adına Solaris 11’de belirli işlemlerin sadece önceden tanımlanmış bir alt grup tarafından gerçekleştirilmesi sağlanır. Bu alt grubun da ayrıcalıkları kısıtlandırılarak sanal ortamların esnekliği ile sıkı güvenlik kuralları dengelenir.
Standart ağ yapılandırması sırasında kullanılmayan servisler pasif hale getirilerek olası ataklar önceden önlenir. Aynı zamanda içerisinde yer alan firewall sayesinde sanal makinalar arasındaki trafik kontrol altında tutulabilir.
Ağ üzerinde taşınan veriler, kuruma özgü finansal bilgiler gibi gizlilik gerektiren içerikler barındırabilir. Farklı firmalar veya bölümler bilgilerinin kesinlikle bulut oramı içerisinde başkalarından korunmuş olarak işlenmesini bekler. Solaris Cryptographic Framework sayesinde kullanıcı ve çekirdek seviyesinde şifreleme yapmak mümkün. SPARC ve X86 platformların sağladığı donanımsal hızlandırma avantajları Solaris 11 tarafından kullanılır.
Bulut sistemlerinde olası atakları tespit edebilmek için her sistemin kendi yöneticisi tarafından dosyalar üzerindeki değişiklikler sürekli takip edilir. Oracle Solaris 11 üzerindeki binary dosyalar sayısal olarak imzalanmıştır. Bu sayede değişiklikler kolay bir şekilde takip edilebilir. Ek olarak ZFS dosya sistemi ‘checksummed’ yapısı ile bozulmuş veri blokların onarımını kendisi yapabilir.
Solaris 11, Sun satın almasından sonraki Oracle’ın yaklaşımını nasıl destekliyor?
SERKAN BERK: Firmaların IT bütçelerine baktığımızda operasyonel harcamalarının, toplam bütçenin %60’ını oluşturduğunu görüyoruz. Bunun %40’ı ise yatırımlara harcanıyor. Oracle’ın çok temel bir yaklaşımı var. Bu oranların yer değiştirmesini sağlamak. Uygulama katmanından disk katmanına kadar büyük bir yelpazede ürün gamına sahip olmanın avantajını kullanabilmek için bu katmanların birbirleri ile iyi iletişim içerisinde olması gerekiyor. Tabii ki burada en önemli rol işletim sistemine düşmekte. Solaris 11, Oracle yazılımları ile en performanslı şekilde çalışmak üzere test edilerek kullanıma hazır hale getirildi. Bundan sonraki süreçte de geliştirmeler bu yönde devam edecek. Solaris işletim sistemi Oracle’ın çözüm odaklı stratejisinde kilit pozisyondadır.
İş ortakları Oracle VM’i ve Solaris 11’i nasıl konumlandırmalı?
SERKAN BERK: Oracle VM, kurumsal seviyede sanallaştırma kabiliyetlerine sahip bir teknoloji. Özellikle Oracle uygulamalarının çalıştırıldığı ortamlarda rakiplerine göre destek avantajını da beraberinde getirmekte. Ücretsiz olarak lisanslandırıldığından dolayı son kullanıcıya ciddi maliyet avantajı sağlamakta.
Solaris 11 teknik kabiliyetleri bakımından geleceğin işletim sistemi olarak adlandırılabilir. Bugün için teknoloji,henüz Solaris 11’in desteklediği özelliklere ulaşabilen donanımlara sahip değil.
İş ortaklarımıza, özellikle Oracle VM sanallaştırma teknolojileri konusunda deneyim kazanmalarının kendilerine avantaj yaratacağını belirtmek isterim. Solaris 11 birçok yeni özellik barındırmakta. Oracle University’e veya yerel olarak düzenlediğimiz seminerlere katılarak öncelikle bilgi birikimini artırmak gerekir.
Oracle veritabanı ve uygulama katmanları ile bütünleşik çözümler oluşturarak daha verimli ve katma değeri olan projeler oluşturmak mümkün. Bu konuda her zaman bizlerle iletişim kurabilirler.