Oracle'dan

ORACLE PaaS Platformu Bileşenleri

Oracle’ın bulut bilişim stratejisini mükemmel kılan temel unsurlarından birini, çok güçlü bileşenlerle donatılmış Oracle PaaS Platformu oluşturuyor. İşte Oracle PaaS Platformu’nun Oracle’ın esnek ve entegre teknolojilerinden beslenen benzersiz bileşen portföyü…

Depolama

Sun’ın Open Storage ürünleri, istenen ölçekte genel ve özel bulut depolama hizmetleri verecek şekilde optimize edilebilen, açık, ölçeklenebilir bir depolama platformu sunmak için, açık kaynak yazılımlarla endüstri standardı donanımları bir araya getiriyor. Aslında Sun’ın çığır açan Sun Fire X4500 Sunucusu, sektörün sunucu ve depolama teknolojilerini aynı sistemde birleştirmenin faydalarını fark etmesine de yardımcı oldu. Sun, 13,834 düğüme (node) kadar ölçeklenebilen Sun Datacenter Switch 3456 ürünüyle, InfiniBand mimarilerinden çok büyük çaplı hesaplama gridlerine kadar tüm büyük ölçekli bilişim yapıları için sanal ağ olanakları sunuyor.

Yazılım ve donanım birlikte tasarlandığında ne tür sinerjilerin mümkün olabileceğine örnek teşkil eden Oracle Exadata Depolama Sunucuları da, Oracle Database ile bağlantılı olarak yazılım zekâsı özelliği barındırıyor. Oracle Exadata Depolama Sunucuları,  Oracle’ın yazılım ve donanım gücünü bir araya getirerek, sektörün en yüksek performanslı veritabanı depolama çözümünü sağlıyor.

Oracle Exadata Depolama Sunucuları, veritabanı sunucusuyla depolama sistemi arasındaki bant genişliğini büyük ölçüde artırmak için çok büyük ölçekte paralel (massively parallel) bir mimariden yararlanıyor. Ayrıca, akıllı depolama yazılımı veri-yoğun sorgu işlemlerinin yükünü Oracle Database 11g’den alarak, sorgulama işleminin veriye daha yakın bir yerde gerçekleşmesini sağlıyor. Bunun sonucunda daha yüksek bant genişliğine sahip bağlantılar sayesinde paralel veri işlemleri daha hızlı gerçekleşiyor ve daha az veri hareketi oluşuyor. Böylece lineer ölçeklenebilirlik ve kritik uygulamalar sınıfında bir güvenilirliğe ulaşılıyor.

Sunucular ve İşletim Sistemleri

Günümüzün en popüler bulut bilişim vizyonu, her şeyin blade sunucu çiftlikleri üzerinde çalışıyor olmasını içeriyor. Bu vizyon giderek daha geçerli hale gelmekle birlikte, bazı belirli uygulama ihtiyaçları için daha optimum çözümler sunmaları nedeniyle, farklı boyut ve konfigürasyonda sunuculara olan yüksek talep hala devam ediyor. 

Oracle, Sun sunucu ürünleri serisi (Netra, Blade Servers, SPARC Enterprise, X64 ve diğerleri) ve endüstri standardı işletim sistemlerine (Solaris, Linux, Windows) yaptığı yatırımla, bulut uygulamalarının son derece sanal ve dağıtık yapısına göre optimize edilmiş çok çeşitli fiziksel altyapılar sunuyor.

Bulutun üzerinde çalıştığı işletim sistemleri açısından, kurumsal sınıfta güvenlik, performans ve güvenilirlik temel bir ihtiyaç. Oracle Enterprise Linux işletim sistemi ve Unbreakable Linux Support programıyla uzun yıllardır Linux platformunu geliştirmek ve desteklemek amaçlı yatırım yapan ve bu alanda liderliğe sahip olan Oracle, aynı zamanda kümelenmiş dosya sistemi, veri bütünlüğü, I/O optimizasyonu ve sanallaştırma fonksiyonları sunan bir yazılım kodunu sunarak Linux topluluğunu destekledi. Bu kod ana Linux çekirdeğine kabul edildi. Ve Oracle, Linux’un kurumsal sınıftaki özelliklerinin zenginleştirilmesi ve genişletilmesi için yaptığı çalışmalara devam ediyor.

Oracle, Solaris işletim sistemiyle en iyi Unix teknolojisini sunduğu gibi, bu işletim sistemi IaaS veya PaaS bulut altyapıları kurmak isteyenler için de çok sayıda önemli avantaj sunuyor. Ağ, güvenlik, kümeleme ve yük devretme, sanallaştırma ve otomatik arıza teşhis (self-diagnostics) alanlarında Solaris’in sunduğu pek çok yenilik, yüksek performanslı bir bulut bilişim ortamının hayata geçirilebilmesi için doğrudan katkı sağlıyor.

Sanallaştırma

Sun ve Oracle sanallaştırma ürünleri bir araya gelerek, kullanıcıların masaüstü sistemlerden veri merkezlerine kadar her tür ortamı sanallaştırabilmesine olanak tanıyan, benzersiz bir portföy oluşturuyor.

Sunucu Sanallaştırması

Sanallaştırmanın başlıca avantajları arasında, sistem üzerindeki yükü düşük tutarak optimum performans sağlaması ve bulut uygulama bileşenlerinin hızlı ve hatasız şekilde devreye alınabilmesini sağlayan entegre yönetim özellikleri sayılabilir.

Oracle VM’nin gerek x86 gerek SPARC mimarilerini destekliyor olması, heterojen bir ortamda kullanılmasına olanak tanıyor. Oracle bugün Sun’ın sanallaştırma ürünlerini de Oracle VM markası altında sunuyor.

Solaris Logical Domains’in (LDoms) yerine geçen Oracle VM Server for SPARC ürünü, Sun SPARC Chip Multithreading (CMT) sunucuları için son derece verimli bir misafir sistem arakatmanı (hypervisor) sunmaya devam ederken, tek bir sunucu üzerinde çok sayıda bağımsız Solaris oturumunun açılmasına olanak tanıyor. Oracle VM Server for SPARC halen Oracle Solaris’in bir parçası olarak sunuluyor. Oracle aynı zamanda Solaris’in bir konuk işletim sistemi olarak Oracle VM Server for x86 üzerinde çalışmasını da destekliyor.

Oracle, SPARC ve x86 platformlarında çalışan tüm Solaris işletim sistemleri için sunulan Solaris Containers teknolojisine de yatırım yapmaya devam ediyor. Solaris Containers’ın sanallaştırma becerileri, kurumların çok sayıda Solaris uygulamasını tek bir sistem üzerinde konsolide etmesine ve Solaris 10’un gelişmiş özellikleri sayesinde kaynak kullanım verimliliğini artırmasına olanak tanıyor.  Böylece kurumlar binlerce uygulamayı tek bir işletim sistemi oturumuna sahip tek bir sistem üzerinde barındırabiliyor. Donanımdan bağımsız bu sanallaştırma özelliği iş hedeflerine göre dinamik olarak kendisini uyarlıyor ve sisteme %1’den az ek yük getiriyor. Saniyeler içinde çalıştırılıp kullanıma hazır hale gelen veya yeniden başlatılabilen Solaris Containers bileşenlerini oluşturmak, kopyalamak, yeniden adlandırmak ve klonlamak çok kolay.

VM Şablonları ve Derlemeleri

Bulut ortamlarında uygulamaları hızlı devreye almak için, son derece otomatik ve oturmuş uygulama paketleme ve tahsis özellikleri gerekiyor. Oracle VM Şablonları (VM Templates), önceden kurulmuş ve önceden konfigürasyonu yapılmış kurumsal yazılımları içeren sanal makine imajları sunuyor. Bu imajları kullanarak uygulamalar hızlı bir biçimde geliştirilebiliyor, paketlenebiliyor ve dağıtılıyor. Uygulama kurulumlarını hızlandıran ve basitleştiren Oracle VM Şablonları, üretim, geliştirme veya test ortamlarında hata risklerini azaltmaya da yardımcı oluyor. Her bir VM şablonu temelde bir yazılım aygıtıdır, çünkü aynı donanım aygıtlarında olduğu gibi önceden hazırlanmışlardır ve devreye alınmaları son derece kolaydır.

Bu tür bir uygulama paketlemesinin bir sonraki seviyesinde VM Derlemeleri (VM Assemblies) kavramı devreye girer. Yazılım aygıtları kullanışlı olmakla birlikte, kurumsal uygulamalar her zaman müstakil çalışan VM öğeleri olmazlar; bazen birden fazla VM’ye yayılmış, karmaşık, çok katmanlı uygulamalar olurlar. Web katmanında birden fazla VM, ortakatmanda diğer VM’ler, veritabanı katmanında başka VM’ler bulunabilir. Farklı VM’lere yayılan bu uygulamaların kolay hayata geçirilecek şekilde paketlenebilmeleri için bir yol gerekir.

İşte Oracle Virtual Assembly Builder, bu tür çok katmanlı, dağıtık bir uygulamayı alarak, aygıtların yaptığına çok benzer bir şekilde yeniden kullanılabilen bir derleme halinde paketliyor. Bu teknoloji, gerek genel gerek özel bulut ortamlarında bir uygulama kütüphanesi ve paylaşımlı servisler oluşturmak için kritik bir unsur oluşturuyor.

Veritabanı ve Depolama Gridi

Oracle’ın IaaS yapısının üzerinde, bulut ortamındaki modern uygulamaları inşa etmek için gerekli üst seviyedeki yazılım bileşenleri yer alıyor.  Son derece optimize edilmiş bir PaaS katmanı için, fiziksel ve sanal bulut altyapısı kadar hızlı ve kesintisiz bir biçimde sunulması gereken yüksek performanslı veritabanı ve ortakatman servislerine ihtiyaç var.

Oracle Database, 2003 yılında çıkan 10g sürümünden beri ağişlem (grid compuıting) özellikleri sunuyor.  Bu tarihten itibaren Oracle, kümelendirme alanında Oracle Real Application Clusters (RAC) ile; depolama sanallaştırması ve yönetimi alanında Automatic Storage Management (ASM) ile; veritabanı performansı alanında ise In-Memory Database Cache ile veritabanının grid özelliklerini sürekli geliştirdi. Daha hafif veritabanı servisleri gerektiğinde ise, Oracle Berkeley DB ve MySQL de Oracle tarafından aktif şekilde geliştirilen ve desteklenen olası seçenekler arasında yer alıyor.

Oracle RAC’ın piyasaya çıkışından bugüne tam 10 yıl geçmesine rağmen, diğer veritabanı üreticilerinin hiçbiri, öngörülebilir performans, ölçeklenebilirlik, erişilebilirlik gibi veritabanı kümesi özelliklerinin eşdeğerine sahip bir veritabanı ürünü sunamadı.  RAC, grid mimarisini ve mekanizmalarını desteklemesi ve özellikle de dinamik olarak düğüm ekleme ve çıkarma becerisiyle veritabanı teknolojileri arasında benzersiz konumunu sürdürüyor. Bu özellikler özel bulutun gerektirdiği esnek kapasiteyi desteklemekle kalmıyor, şirketlerde süregelen güncelleme, yama yüklemesi, uygulama geçişleri gibi yönetim görevlerini iş sürekliliğini sekteye uğratmadan büyük ölçüde kolaylaştırıyor.

Oracle RAC, tüm Oracle işletim sistemi ve sanallaştırma platformlarını destekliyor ve veritabanını veya uygulamayı durdurmaya gerek kalmadan küme düğümlerinin çevrimiçi olarak eklenip çıkartılabilmesine olanak tanıyor. Veritabanını (ve aşağıda görüleceği gibi ortakatman yazılımlarını) gerek fiziksel gerek sanal küme düğümleri üzerinde çalıştırma becerisi, bulut ortamlarında en geniş kurulum seçeneklerine sahip olmasını sağlıyor.

RAC’ın bulut uygulamaları için önem taşıyan bir diğer yeni özelliği Oracle RAC One Node olarak karşımıza çıkıyor. Oracle RAC One Node, tek düğümlü bir Oracle RAC versiyonu olarak Oracle müşterilerinin tüm veritabanı ihtiyaçları için tek bir kurulum modeli üzerinde standartlaştırmaya gitmesine olanak tanıyor. Çok sayıda veritabanının minimum ek yükle tek bir küme halinde konsolide edilmesine izin verirken, hata durumunda yedek sisteme geçme koruması (failover protection), sistemleri kesintiye uğratmadan güncelleme (rolling upgrade) gibi yüksek erişilebilirlik faydaları da sunuyor.

Automatic Storage Management özelliği, veritabanları için, aynı zamanda dinamik ve otomatik olarak ayarlanabilen bir depolama grid’i oluşturuyor. Oracle RAC altında depolama sistemlerini devreye almak için en yaygın yöntem haline gelen Automatic Storage Management, veritabanı yöneticileri için büyük yönetim ve verimlilik avantajları sunuyor. Bu basit yönetim şekli, veritabanı servislerini bir bulut kapsamında sunmak isteyenler için de ideal.

Oracle In-Memory Database Cache, Oracle Database’deki belirli tabloların, satırların ve sütunların ortakatmandaki sunucuların belleğinde önbelleklenmesini sağlayarak çok düşük gecikme süreleri ve yüksek veri transfer hızları elde edilmesine olanak tanıyor. Bu durumda da veriler Oracle Database ile eşleşmiş olarak kalmaya ve standart SQL arabiriminden erişilmeye devam ediyor. Oracle In-Memory Database Cache ayrıca esnek ölçeklenebilirlik ve yüksek erişilebilirlik için kümelemeyi de destekliyor.

Uygulama Grid’i

Bulut bilişimin daha önce bahsedilen özellikleri içinde, esnek kapasite genelde pek çok uygulama için yüksek öncelik taşıyor. Bir altyapının farklı uygulamaların değişen ihtiyaçlarına kendini otomatik olarak uyarlaması, daha azla daha çok iş başarabileceği anlamına geliyor: Her uygulama için en ağır iş yükü senaryosuna göre ayrı ayrı kaynak tahsisatı yapılmasına gerek kalmadan, uygulama SLA’lerine (Servis Seviyesi Anlaşması) uygun şekilde daha iyi performans sunabiliyor.

Oracle Fusion Middleware ise, Oracle Application Grid adı verilen bir gurup ürün sayesinde, Oracle Database ve depolama çözümlerindeki grid mimarisine benzer şekilde, ortakatmanda güçlü bir grid desteği sağlıyor. Veritabanı grid’inde oduğu gibi, uygulama grid’i ortakatman sunucularını içeren bir havuzun tek ve büyük bir sunucu gibi çalışmasını mümkün kılıyor. İhtiyaca göre sadece düğümler eklenerek veya çıkartılarak kapasite artırımı veya azaltımı yapılabiliyor.

Oracle’ın uygulama grid’ini oluşturan başlıca teknolojiler arasında, uygulama sunucularının amiral gemisi olan Oracle WebLogic Server, bellek içi veri gridi servisleri sunan Oracle Coherence, hafif ve çok hızlı Java runtime ortamları sunan JRockit JVM, ve işlem izleme ve yönetim özellikleri sunan Oracle Tuxedo yer alıyor.

Oracle WebLogic Server, Oracle Fusion Middleware içindeki çekirdeği, Java EE uygulama sunucusu teknolojisi oluşturuyor. Otomatik yük dengelemesi, failover desteği ve düğümleri dinamik ekleme/çıkarma becerisi gibi kümeleme özellikleriyle, kapasite ayarlamalarında temel mekanizma olarak hizmet ediyor. WebLogic Server’ın kümeleme özelliği gerek konsol gerek script tabanlı otomatik kapasite ayarlamalarını destekleyerek hem çok çeşitli ihtiyaçlar için esneklik sunuyor hem de kullanım kolaylığını artırıyor. WebLogic Server’ın kümeleme yönetim aracı, Oracle Enterprise Manager altyapısına kolayca entegre olarak, tüm özel bulut altyapısının tek bir konsoldan birleşik olarak yönetilmesine olanak tanıyor.

Oracle Coherence, Java, .NET ve C++ nesneleri için bellek içi veri grid önbelleği sunarak WebLogic Server’ı zenginleştiriyor. Coherence, veriyi – potansiyel olarak çok büyük miktarlarda veriyi – bellekte önbellekleyerek ve böylece veriye disk erişim hızlarıyla değil bellek hızlarıyla erişerek, veri-yoğun hareket işleme veya analiz uygulamalarının performansını, güvenilirliğini ve ölçeklenebilirliğini büyük ölçüde artırıyor. Grid’e düğümler eklenip çıkarıldıkça, Coherence otomatik olarak veri nesnelerini en optimum şekilde yeniden bölmelere ayırarak dağıtıyor ve bu özelliğiyle yine uygulama gridlerinin ve bulutların esnek kapasite ihtiyacını desteklemiş oluyor. Bu mekanizmanın yönetimi de Oracle Enterprise Manager üzerinden kolay bir şekilde gerçekleştirilebiliyor.

WebLogic Server ve Coherence, WebLogic Suite adı verilen bir ürün kapsamında JRockit Java Virtual Machine (JVM) gibi ilave uygulama grid’i bileşenleriyle birlikte geliyor.

SOA ve İş Süreçleri Yönetimi (BPM)

Uygulama grid’i gibi esnek kapasite özelliği sağlayan temel bir mekanizmayı devreye aldıktan sonraki adım,  sadece altyapıyı paylaştırmakla kalmayıp servisleri de paylaştıran özel bir bulut kurmaktır. Servis Odaklı Mimari (SOA), uygulamaları, XML, SOAP ve çeşitli WS-* spesifikasyonları aracılığıyla erişilebilen, yeniden kullanılabilir bileşenler olarak modüler hale getirme yaklaşımıyla, eksiksiz bir başlangıç noktası oluşturuyor.

Oracle SOA Suite ürünü, PaaS tabanlı özel bulutun merkezinde yeniden kullanılabilir bileşenler oluşturabilmek için kapsamlı ama kullanımı kolay bir temel sunuyor. JDeveloper ve SCA Designer gibi araçların sürükle-bırak destekli, zengin SOA bileşen özellikleri bileşenlerin hızlı bir şekilde oluşturulmasına ve ardından uygulamalara eklenmesine olanak tanıyor.

Oracle Service Bus, PaaS bulutu üzerinden bileşenleri farklı departmanlardaki uygulama geliştiricilerinin kullanımına açmak için kolay bir yol sağlıyor.  Uçtan uca oturum takip özelliği ve Oracle Business Activity Monitoring aracı, gerek PaaS yapısını çalışır durumda tutmakla yükümlü BT departmanı, gerek farklı departmanlarda işle ilgili performans göstergeleriyle ilgilenen uygulama sahiplerine çeşitli ölçüm değerlerini grafiksel olarak sunuyor.

Çoğu şirket, PaaS yapılarına, SOA bileşenlerinin yanı sıra, bir İş Süreçleri Yönetim (BPM) çatısı altında yönetebilecekleri iş süreci bileşenlerini dâhil etme ihtiyacı duyuyor. Oracle BPEL Process Manager ürünü, gerek yeni gerek eski varlıklardan BPEL süreç bileşenleri oluşturmak için federasyon özelliği sunduğu gibi, farklı departmanların PaaS tabanlı BPEL bileşenlerini de kendi iş akışlarına dahil edebilmeleri için gerekli esnekliği sağlıyor.

Kullanıcı Etkileşimi

SOA ve BPM bileşenleri gibi, standart ve paylaşımlı kullanıcı arayüz (UI) bileşenleri de bir şirketin PaaS yapısına dâhil etmek isteyeceği bileşenler arasında ön sıralarda yer alıyor. Merkezi olarak yönetilen bir kullanıcı arayüz bileşenleri kütüphanesi, farklı departmanlardaki uygulama sahiplerine çözümleri oluşturmaları için iyi bir başlangıç noktası sunduğu gibi, BT departmanına da kurum çapındaki kullanıcı arayüzlerinin birbirleriyle tutarlı olmasını sağlamak için gerekli denetim olanağını tanıyor.

UI (kullanıcı arayüzü) teknolojileri, PaaS ortamında bulut yapısının self-servis arayüzünün temeli olarak ilave bir rol de üstleniyorlar. Çoğu durumda bu arayüz, kullanıcı kimlik doğrulamalarını yapmak, üstlendikleri rollere göre erişim izinlerini belirlemek ve platformun uygulama geliştirme ve oluşturma süreçleri için gerekli paylaşımlı bileşenlerini sunmak için bir kimlik yönetim sistemiyle yakın ilişki halinde çalışan bir portal oluyor.

Oracle WebCenter Suite, PaaS kapsamında yeniden kullanılabilir UI bileşenleri oluşturmak için ideal bir teknoloji sunuyor. Temalar ve ‘skinler’ uygulamaların – tüm Web arabiriminin veya belirli bir departmana ait kısımlarının – görünümünü katmanlı bir şekilde özelleştirmek için güçlü özelliklerle geliyor.

Advanced Personalization Framework, kullanıcı arayüzünün kullanımının ve kullanıcı aktivitelerine göre arayüze iletilen bilginin daha da özelleştirilmesini sağlayan ideal bir araç. İş kullanıcılarının ekranlarını kendi istedikleri gibi düzenlemelerine izin verirken, kurumsal bilgi güvenliği de sağlıyor.

Kimlik Yönetimi

Pek çok şirketin özel bir bulut oluştururken yüksek öncelik verdiği konulardan biri kimlik ve erişim yönetimi olarak karşımıza çıkıyor. Özellikle yüksek seviyede denetleme gerektiren ve/veya hassas müşteri verilerini içeren domainlere sahip şirketlerde bulutun self-servis yapısı önemli bir engel teşkil edebiliyor. Zengin kimlik ve erişim yönetim mekanizmalarını tek şifreyle giriş (single sign-on) gibi kullanım kolaylığı sağlayan özelliklerle dengelemek gerekiyor.

Kritik güvenlik ihtiyaçlarına sahip bir ortamda PaaS yapısını yüksek bir self-servis seviyesiyle hayata geçirebilmek için, güvenliğin sonradan eklenmediği, tüm mimariye yayıldığı bir yaklaşım gerekiyor. Oracle Fusion Middleware’in önemli ve güçlü özellikleri arasında, bu paketteki her bir ürünün kendi sınıflarında en iyi güvenliği sunmasının yanı sıra, güvenlik mekanizmalarının iyi entegre edilmiş olması, kurulum kolaylığı, değişim kolaylığı ve yüksek güvenilirlik yer alıyor.

Oracle Identity and Access Management Suite bir PaaS yapısında erişim ve güvenliği yönetmek için ideal bir ortam sağlıyor. Bu paketteki Oracle Access Manager ürünü, kurumsal dizinleri ve tek şifreyle giriş mekanizmasını destekliyor. Oracle Entitlements Server ürünü, çok dağıtık (decentralized) PaaS ortamları için merkezi erişim kontrol denetimi kuralları sunar.

Oracle Identity Manager, kaynak tahsisi ve yönetimi konusunda sınıfının en iyi çözümü olarak kullanıcı hesaplarının uygulamalara ve dizinlere eklenmesi, güncellenmesi ve silinmesi sürecini otomatik hale getiriyor. Hangi kullanıcının hangi kaynaklara eriştiğini gösteren detaylı raporlarla da yasal uyumluluk sağlanıyor. Oracle Identity Federation ile gelen kendi başına çalışan, esnek bir ‘çok-protokollü’ federasyon sunucusu, mevcut kimlik ve erişim sistemlerine hızla entegre edilebiliyor. Önde gelen standart protokolleri destekleyen bu ürün, ilave kimliklerin ve kimlik bilgilerinin yönetim ve bakımı için ek maliyet getirmeden, kimliklerin farklı üreticiler, müşteriler ve iş ortakları arasında güvenle paylaşılabilmesine olanak veriyor.