Oracle'dan

ORACLE Bulut Bilişim Stratejisi: HIZ, ÇEVİKLİK, VERİMLİLİK

Bugün sektörün en eksiksiz, en açık, uçtan uca entegre ürün ve hizmetlerini sunan Oracle, kuruluşların ‘genel’, ‘özel’ ve ‘karma’ bulut altyapıları oluşturmasına olanak tanıyarak, bulut bilişimin yüksek hız, çeviklik ve verimlilik avantajlarının en doğru şekilde kullanılmasını sağlıyor.

Farklı sektörler ve işletmeler için bulut bilişimin farklı boyutlarının ne zaman ve nasıl geçerlilik kazanacağına ilişkin önemli tartışmalar hala sürmekle birlikte, bulut bilişimin neredeyse tüm BT organizasyonları üzerinde artan bir etkisinin olacağı konusunda geniş bir görüş birliği bulunuyor.

2000’li yıllardan itibaren imza attığı binlerce müşteri başarı hikâyesi ve yaptığı büyük yatırımlarla Oracle, bugün bizi bulut bilişime taşıyan “grid computing” (ağişlem) teknolojisinin yanı sıra, Servis Odaklı Mimariye (SOA) dayanan paylaşımlı servis teknolojileri ve büyük ölçekli yönetim otomasyonu alanlarında lider teknoloji üreticisi oldu. Bulut bilişimin tamamen kurumsal ölçekli hale gelmesini hedefleyen ve müşterilerine seçenek sunmak için gerek genel, gerek özel bulut bilişim altyapılarını destekleyen Oracle, kuruluşların özel bulut yapıları kurmasını, genel bulut yapılarından yararlanmasını ve başkalarına özel bulut hizmetleri vermelerini mümkün kılan teknolojileri sağlıyor. Oracle aynı zamanda, gerek paylaşımlı servislere dayanan özel bulut modeliyle, gerek Servis Olarak Yazılım (SaaS-Software as a Service) tabanlı genel bulut modeliyle çalışan zengin bir yatay ve sektörel uygulamalar portföyü sunuyor.

Oracle’ın genel kurumsal stratejisi, uygulamalardan depolama sistemlerine sektörün en eksiksiz, en açık ve en entegre ürün portföyünü sunmak olarak karşımıza çıkıyor. Bulut bilişim açısından Oracle’ın stratejisi şunları içeriyor:

  • Bulut bilişimin tamamen kurumsal sınıfta olmasını sağlamak – Oracle, yüksek performans, güvenilirlik, ölçeklenebilirlik, erişilebilirlik, güvenlik ve (standartlara dayalı) taşınabilirlik/birlikte çalışabilirlik avantajlarına sahip kurumsal sınıf teknolojiler sunuyor. Kurumlar, önemli iş yüklerini özel veya genel buluta taşımadan önce bu özelliklere sahip olmalarını bekliyorlar.
  • Müşteriye seçenek sunmak için hem genel hem özel bulutları desteklemek – Oracle, şirketlerin farklı uygulamalar için farklı bulut bilişim modellerine geçtiğinin ve bunu birbirlerinden farklı hızlarda gerçekleştirdiklerinin farkında olarak hareket ediyor, hangi modeli seçerlerse seçsinler müşterilerini gerekli tüm teknolojilerle destekliyor.
  • En eksiksiz PaaS ve IaaS çözümlerini sunmak – Oracle, şirketlerin genel ve özel PaaS (Platform-as-a-Service) ve IaaS (Infrastructure-as-a-Service) yapıları kurmalarını, devreye almalarını ve yönetmelerini sağlamak için en eksiksiz yazılım ve donanım portföyünü sunuyor. Oracle stratejisinin temel unsurlarından birini Oracle PaaS Platformu oluşturuyor.
  • Zengin SaaS (Software-as-a-Service) çözümlerini geliştirmek ve mümkün kılmak – Oracle, gerek özel bir paylaşımlı servisler ortamında, gerek genel bir SaaS modeli kapsamında devreye alınabilen çok geniş bir yatay ve sektörel uygulamalar portföyü sunuyor.

Oracle PaaS (Platform-as-a-Service) Platformu

Bulut bilişim, kurumsal uygulamalardan ortakatman çözümlere, veritabanlarından sunuculara, depolama aygıtlarından bulut yönetim sistemlerine kadar Oracle’ın ürün geliştirme planlarının önemli bir kısmının arkasındaki itici güç olarak karşımıza çıkıyor. Bu geliştirme atağının bir sonucu olarak, Oracle’ın ağişlem (grid computing) mimarisi ve bu mimariye dayanan kullanıma hazır bulut bilişim çözümü olarak doğan Oracle PaaS Platformu, genel veya özel bulut modelleri için bir uygulama platformu oluşturmayı sağlayan kapsamlı bir Oracle ürünleri portföyünü kapsıyor.

Oracle PaaS Platformu’nda yer alan teknolojiler ve bileşenler

Oracle PaaS Platformu, Oracle Database with Real Application Clusters, Oracle Application Grid, WebLogic Server, Coherence In-memory Data Grid (bellek içi veri kılavuzu) ve JRockit JVM dahil olmak üzere Oracle grid (ağişlem) teknolojilerine dayanıyor. Kümelenmiş ortakatman ve veritabanı teknolojilerini içeren bu temelin üzerinde Oracle SOA Suite, Oracle BPM Suite, Oracle Identity Management ve Oracle WebCenter gibi bileşenleri içeriyor.

Oracle Solaris, Oracle Enterprise Linux, sanallaştırma için Oracle VM, Sun SPARC ve x86 sunucular ve Sun depolama çözümlerinden oluşan güçlü bir Oracle IaaS çözümü üzerine inşa edilen Oracle PaaS Platformu, Oracle Bulut Bilişim Stratejisi’nin en önemli temelini oluşturuyor. Gerek Oracle PaaS’nin gerek Oracle IaaS’nin yönetimini üstlenen Oracle Enterprise Manager ise tüm bulut döngüsü içerisinde uygulamalardan disklere bütünleşik bir sistem yönetimi sağlıyor.

Çoğu şirket için bir PaaS platformu ile bir IaaS platformu arasındaki seçim kararı, temelde kullanıcılarına ne kadar standartlaşmış, yeniden kullanılabilir ve paylaşımlı bir platform sunmak istediklerine bağlı olarak şekilleniyor. IaaS temel hesaplama, depolama ve ağ kapasitesini sunduğu için en esnek platform olmakla birlikte, kullanıcıların geri kalanını da (uygulama, ortakatman ve veritabanı) desteklemesi gerektiği için geliştirme maliyeti, geliştirme süresi ve heterojenliği de yüksek bir yapı sunuyor. Pek çok şirket için özel bir PaaS platformunu seçmek, kullanıcılar kadar BT servisi sağlayıcısına da faydalar sunan doğal bir strateji olarak benimseniyor. PaaS, uygulama geliştirme sürecinde kullanıcılara standart, yeniden kullanılabilir ve paylaşımlı bir başlangıç noktası sunarak, yeterli esneklikle hızlı ve kolay geliştirme yapılabilmesine olanak tanıyor. BT sağlayıcısı açısından, PaaS daha yüksek yönetilebilirlik, güvenlik, tutarlılık, verimlilik ve kontrol anlamına geliyor.

Bulut Bilişime Doğru Kurumsal Evrim

Pek çok şirket bulut bilişim trenine hemen atlamak istemeyecek, bunun yerine mevcut BT altyapılarının zaman içinde daha fazla bulut benzeri özelliklerle evrim geçirmesini bekliyor olacaktır. Mevcut teknolojiler sürekli evrim geçirerek gelişirken, şirketler de zaman içinde politikalarını ve süreçlerini değiştirmek durumunda kalıyorlar. Hatta, bulut bilişim için gerekli yapı taşları, şirket kendisini hazır hissetmeden önce zaten kullanıma sokulmuş olabiliyor.

Pek çok şirketin zaten atmakta olduğu ilk evrim adımı, silolar halindeki ortamdan grid veya sanal ortama geçilmesi oluyor. Bu adımda her uygulama için sadece amaca özel, esnek olmayan, fiziksel bir yapıdan paylaşımlı servisleri, dinamik kaynak tahsisi ve standart konfigürasyonları veya cihazları bulunan sanal bir ortama geçiliyor. Bugün bu çok güçlü bir trend olarak karşımıza çıkıyor. Pek çok şirket sistemlerini konsolide etmek ve maliyetlerini düşürmek için grid ve sanallaştırma teknolojilerinden yararlanıyor. Oracle, veritabanı ve ortakatman seviyesinde Real Application Clusters, TimesTen, WebLogic ve Coherence ürünlerle, sunucu sanallaştırma alanında Oracle VM, tüm yapının yönetiminde Enterprise Manager ile çok güçlü ve eksiksiz bir grid platformu sunuyor.

Kurumsal şirketler bu noktadan yola çıkıp ortama self-servis ve kullanım başı ödeme mekanizmalarını ekleyerek bulut yapısına evrimlerini gerçekleştirebiliyorlar. Bu yapıda kullanıcı personel portaline erişiyor, kimlik bilgilerini giriyor, belli bir CPU, bellek ve disk kapasitesiyle bir sanal makine (VM) isteğinde bulunuyor, veritabanı veya ortakatman çözümü için bir VM imajı seçiyor ve tıklayarak onaylıyor. Eğer bu çalışanın kurumdaki rolü ve yetkileri bu BT kaynaklarını edinmesine izin veriyorsa, herhangi bir BT yöneticisinin müdahalesine gerek kalmadan tahsis işlemi otomatik tamamlanıyor. İzin vermiyorsa, kullanıcının isteği onay için bir yöneticiye ve/veya BT departmanına yönlendirilebiliyor. Böylece birkaç dakika içinde istenen kaynaklar bir PaaS platformu oturumuyla kullanıma hazır halde sunuluyor. Uygulama devreye alındıktan sonra, sistem kural/politika tabanlı kaynak yönetimi yaparak kapasite ayarlamalarını gerçekleştiriyor ve kullanıcının bağlı olduğu iş birimine, ne kadar BT kaynağı kullanıldığına bağlı olarak her ay kurum bünyesinde bir fatura gönderiliyor. Tüm bunların olabilmesi için kurumun politikalarını ve süreçlerini tanımlamış olması ve teknolojinin bunu desteklemesi gereklidir.

Bu arada, genel bulutlar da evrim geçiriyor. Halen SaaS, PaaS, IaaS gibi tüm bulut katmanlarında pek çok farklı bulut çözümü sunuluyor. Genel bulut sağlayıcılarının çoğu işe Bağımsız Yazılım Geliştirici (ISV) veya barındırma hizmeti sağlayıcısı olarak başlamış olduğu için, sunulan çözümler de son derece uzmanlaşmış ve belli bir alana özgü olarak konumlanıyor.

Bu evrimin nihayetinde, tek bir uygulamanın gerek özel gerek genel bulutlara yayıldığı ve tek bir panelden federe bir yapıyla yönetildiği karma bulut modeline doğru ilerlemesi söz konusu. Bunun olabilmesi için, birlikte çalışabilirlik ve taşınabilirlik standartlarının ve bu birlikte çalışabilirliği destekleyecek teknolojinin olması gerekiyor. Özel bulut kaynaklarının yetmediği durumlarda genel buluttan yararlanılmasını içeren “cloudbursting” kavramı BT yöneticilerine çok cazip geliyor. Cloudbursting yönteminde, şirketin özel bulutu, uygulamanın normal iş yükünü, şirketin sahip olduğu donanım ve veri merkezleri üzerinde üstleniyor. Ancak iş yükü pik yaptığında, fazla yükü dinamik olarak şirket dışındaki genel bir buluta aktararak oradaki kapasiteden yararlanabiliyor. Kapasite ihtiyacı normale döndüğünde, kullanılan dış kapasite tekrar havuza iade edilerek bu ilave maliyet ortadan kaldırılıyor.

Elbette şirketler, bu temel aşamalarda farklı hızlarda ilerleyerek evrim geçirecek ve aynı anda birkaç aşamada birden varlık göstereceklerdir. Bir diğer deyişle, şirketler kararlı çalışan bazı mevcut uygulamaları silo yapısında tutmaya devam ederken, bazı uygulamaları sanallaştırılmış bir grid ortamında konsolide edecek, bazı uygulama türleri içinse tümüyle self-servis bir özel bulut modeline ve nihayetinde karma bulut modeline geçeceklerdir. Bugün bulut bilişim hâla erken dönemlerinde olduğu için tüm bunların belli bir zaman alması bekleniyor.

Oracle Enterprise Manager ile Bulut Yönetimi

Bulut bilişim, sistem yönetim kalitesine bağlı olarak başarılı da olabiliyor başarısız da. Kurumsal Özel PaaS ortamları büyük miktarlarda hesaplama gücünü, devasa veri dizilerini ve yüksek sanallaştırmaya sahip BT servislerini yönetmek için oldukça gelişmiş bir otomasyon gerektiriyor. İşte bu noktada Oracle Enterprise Manager, bulut bilişim için eksiksiz bir yaşam döngüsü yönetim sistemi sunuyor ve uygulamalardan diske tüm Oracle çözümlerini başarıyla yönetiyor.

Bulutun Kurulumu:

Sanal bir ortam kurulurken birinci olarak Enterprise Manager, Oracle VM sunucu yazılımının çıplak (bare metal – yeni formatlanmış) bir sistem üzerinde kolayca tahsis edilmesini sağlar. Sanal sunucu havuzlarının oluşturulması ve bu havuzların konfigürasyonunun yüksek erişilebilirliğe sahip olacak şekilde yapılandırılıp devreye alınması süreçlerini basitleştirir. Bu kurulum tamamlandığında, sistem yöneticileri sanal sistemlerin merkezi olarak izlenecek ve yönetilecek şekilde oluşturulması ve kayıt işlemlerini kolaylaştırmak için Enterprise Manager’ı kullanır. Konuk sanal sistemlerin oluşturulması ve tahsisi için Oracle VM şablonları, ISO imajları ve ağ üzerinden başlatılacak olan ve PXE (boot öncesi yürütme ortamından) boot edilebilir konuk sanal sistemler dâhil olmak üzere zengin seçenekler mevcuttur.

Fiziksel ortamlarda kurulacak uygulamalar söz konusuysa, Enterprise Manager işletim sisteminin ve ilave yazılımların verimli bir biçimde çıplak makinalara dağıtılması işlemini otomatik hale getirir. Sistem yöneticileri, dağıtım döngüsünü basitleştirmek ve hızlandırmak için çıplak sunucuya tüm yazılımları tahsis edebilirler.

Uygulama Olarak Oluşturulması ve Paketlenmesi:

İkinci olarak, Oracle bulut ortamında kurulacak uygulama aygıtlarının ve çok katmanlı derlemelerin oluşturulmasını kolaylaştırır. Oracle VM Template Builder ve Oracle Virtual Assembly Builder araçları, tüm uygulama ortamının oluşturulması, paketlenmesi ve dağıtılması için kolay yollar sunarlar. Paketlenen bu uygulamalar kolayca bir bulut ortamına aktarılarak kurulabilirler. Uygulama kurulum süreleri büyük ölçüde azaltılabilir. Bu uygulamalar bulut ortamına aktarıldıktan sonra master (gold) imajlar olarak klonlanarak uygulamanın bulutta çalışan çoklu oturumları oluşturulabilir.

Bulut İlkelerinin Kurulumu:

Bulut yöneticileri Enterprise Manager’ı kullanarak politikaları kurabilirler. Enterprise Manager, VM’nin ve üzerindeki uygulamaların buluttaki sunucu havuzu içinde nasıl konumlanacağını ve nasıl başlatılacağını bildirir. Farklı politikalar yardımıyla sunucu üzerindeki bu konumlamanın, hangi sunucunun en iyi kaynaklara sahip olduğunu belirleyen algoritmalara göre otomatik yapılacağı, kullanıcının tanımladığı politikalara göre yapılacağı veya belirli bir uygulamayı ve sanal makine oturumunu barındırması için kullanılması gereken belirli sunucuları tanımlayan bir “tercih edilen sunucu” politikasına göre yapılacağı bildirilebilir.

Dağıtım:

Oracle Enterprise Manager, sadece bulut altyapısının değil bulut ortamında çalışacak uygulamaların dağıtımı için de çok zengin bir özellikler seti sunar. Oracle Enterprise Manager, Oracle Database, Oracle Fusion Middleware ve gerek paket uygulamalar gerek özel geliştirilmiş uygulamalar da dâhil olmak üzere çok çeşitli yazılım paketlerinin dağıtımını otomatik hale getirmek için kullanılabilir. Klonlama, temiz kurulum, şablon tabanlı kurulum gibi çeşitli dağıtım mekanizmalarını destekler. Kullanıma hazır gelen mekanizmaları özel buluta uyarlamak veya herhangi bir kurum için yararlı olacak tümüyle yeni prosedürler geliştirmek için özelleştirilebilir bir dağıtım prosedürü çatısı da sunulmaktadır.

Yamama:

Enterprise Manager’ın kapsamlı yama yükleme özellikleri arasında müşterinin konfigürasyonunu anlama, müşteriye hangi yamaların bulunduğunu ve hangilerinin yüklenmesi gerektiğini bildirme, son derece otomatik ve ölçeklenebilir bir biçimde yama dağıtımını planlama ve test etme ve yamaların PT prosedürlerine ve süreçlerine göre dağıtıldığını doğrulama özellikleri sayılabilir. VM ve işletim sistemleri için olduğu gibi, veritabanı, ortakatman uygulamaları ve bulutta çalışacak uygulamalar için yama otomasyonu sağlamak mümkündür. Ortamda yüksek erişilebilirliğe sahip olması gereken sistemler varsa veya yüksek servis kalitesi isteniyorsa bu sistemler kesintiye uğratılmadan yamanabilir.

İzleme:

Uygulamalar buluta kurulduktan sonra, fonksiyonlarının sürekli olarak izlenmesi kritik önem taşır. Enterprise Manager sadece bulut altyapısını, donanımı, VM’yi ve işletim sistemini değil, bulut içinde kurulu olan uygulamaları, son kullanıcı deneyimlerini ve servis seviyelerini izlemek için de zengin özellikler sunar.

Ölçeklendirme:

Bulut ortamına kurulan bu uygulamaların çalıştırılması sırasında, kaynak ihtiyaçlarında önceden tahmin edilemeyen değişiklikler, o uygulama için atanan kaynakların otomatik ölçeklendirilebilmesini gerektirir. Enterprise Manager bu değişken iş yüklerini desteklemek için kullanıcıların otomatik kapasite ekleme veya çıkartmasını sağlayan kolay bir yol sunar. Bu amaçla kullanılan bazı mekanizmalar arasında sanal makinelerin klonlanması ve canlı geçiş (live migration), ve ayrıca RAC, In-Memory Database Cache, WebLogic ve Coherence kümelerine düğüm ekleme ve çıkarma özelliği sayılabilir.

Devre Dışı Bırakma:

Son olarak, bir uygulama artık kullanılmadığında veya ölçeği düşürüldüğünde, Enterprise Manager kaynakların başka amaçlarla kullanılabilmesi için uygulamayı kaldırabilir.

PaaS, uygulama geliştirme sürecinde kullanıcılara standart, yeniden kullanılabilir ve paylaşımlı bir başlangıç noktası sunarak, yeterli esneklikle hızlı ve kolay geliştirme yapılabilmesine olanak tanıyor.

BT sağlayıcısı açısından, PaaS daha yüksek yönetilebilirlik, güvenlik, tutarlılık, verimlilik ve kontrol anlamına geliyor.

Özel PaaS Yaşam Döngüsü

 Bir özel PaaS platformunun kurumsal bir şirket içinde nasıl çalıştığını göstermek için aşağıda özel PaaS yaşam döngüsünün temel adımları kısaca açıklanıyor.  Kuşkusuz burada verilen yaşam döngüsü gerçek sürecin aşırı basitleştirilmiş bir tarifi olmakla birlikte, temel adımları örneklemek için yeterli bir bakış açısı veriyor.

  1. Önce, BT departmanı bir dizi standart, paylaşılabilir bileşen (bunlar Web servisleri, iş süreçleri yönetim (BPM) uygulamaları veya kullanıcı arayüz bileşenleri olabilir) ve kullanıcılara yönelik self-servis bir uygulama dâhil olmak üzere PaaS Platformunu kurar.
  2. İkinci adım olarak, ilgili departmandan bir geliştirici self-servis uygulamanın üzerinden geçerek mevcut paylaşımlı bileşenleri tespit eder, uygulamayı sıfırdan oluşturmak yerine bu bileşenleri birleştirerek ilerler, uygulamayı devreye alır ve tüm bunları BT departmanının müdahalesi olmadan self-servis bir biçimde gerçekleştirir.
  3. Ardından son kullanıcı uygulamayı kullanmaya başlar.
  4. Uygulamanın sahibi, self-servis özelliğinden yararlanarak uygulamayı izler, gerekirse kapasite ayarlaması yapar, kullanım oranlarını ve bulut kaynaklarını kullandığı için kendisinden ne kadar ücret alınacağını takip eder.